BİLİNMEYEN LİDERLERDEN SÖZLER



Bu yazının başlığında bilinmeyen liderlerden bahsettim çünkü; şu an çalıştığım kurumda ve de şimdiye dek konuşma fırsatı bulduğum lider vasıflı, yöneticilik görevini başarıyla sürdüren kişilerin sarf ettiği sözleri sizlerle paylaşmak istedim. İsimlerini veremediğim ama konumlarına dair bilgileri paylaşmaya çalıştığım bu yazı umarım ders niteliğinde olur.

 1) Görev değişikliğiyle yeni atanan bir şef  şunları aktardı; 
Önceden birlikte çalıştığım insanların başına şef olarak atamanın hem iyi hem de kötü yanları var. Herkesi tanıyorsun, alışma anlamında bir zorluk çekmiyorsun. Ancak beraber oturup sohbet ettiğin, iş çıkışı bir yerlere gittiğin arkadaşlarının şefi olmak, onlardan olması gereken saygıyı beklemek ve keza iş arkadaşlarımın da bana farklı bir saygı göstermek zorunda oluşları çokça zor. Bazen bilinmeyen daha iyidir, yeni kuracağın sistem ve alışma süreci herkese iyi gelir...
   
      Doğal olarak değişmesi gereken  iletişim şekliniz bile bir takım insanları rahatsız edebiliyor. Egoların ışığında iletişimde kalmayı kimse istemez. Bazen bu konularda bilinçli olan insanlara rastlamak zor oluyor, bilinç oluşturmak ise kültür seviyesiyle alakalı olsa gerek. Bence kurumlarda iletişim alanıyla ilgili konferans, forum veya dersler verilmeli, mesleki yeterlilik ne kadar önemliyse onu etkin kullanabilmek, egoları devre dışı bırakıp işe odaklanabilmek o kadar önemlidir. Bazı şeylerin fark edilmeyi beklemeden anlatılması gerekiyor."

2) Özel bir şirketin şeflerinden birinin sözleri ise şu şekilde; 
Herkes benim soğuk, mesafeli olduğumu düşünüyor fakat bazı işlerin yolunda gitmesi ve yapılması gerekenlerin savsaklanmadan layığıyla olması için bu savunma mekanizmasını kullanmak zorundayım. Bir insan ne kadar okumuş ya da okumamış da olsa iş yerinde rahatlığa alışınca saygısı kalmıyor ve seni dinlemiyor. Yıllardır sektörde karşılaştığım sorunlar neticesinde bu düşüncelere sahip oldum. Sana da sordukları ‘sen onunla nasıl anlaşıyorsun?’ gibisinden gelen sorularda bu yüzden. Kendilerine karşı konulan mesafeleri anlamlandırmaya çalışıyorlar.

      3) Amerika'da medya şirketinde çalışan bir yönetmen: 
      İletişim alanı içerisinde geleceğin mesleklerini barındırıyor fakat bunu İstanbul'da yapmayı ya da İstanbul'a dönmeyi yorucu ve boğucu buluyorum. New York bunun için daha ideal aslında."

    4) İstanbul'da yaşayan bir koordinatör yardımcısı: 
       Sizlere saygı duyuyorum ve işinizi önemsiyorum. Bilgi edinmek için okulunu okuyanlar nasıl şanslı ise sadece okumakla kalmayıp kendini geliştirenler de bir o kadar şanslı. Fazlaca prestiji yüksek bir mesleğiniz var ve yaratıcı olmak herkesin işi değil. Mezun olduktan sonra küçük şehir yerine İstanbul'dan başlamak en iyisi olacaktır. Şu anki konumumu görenler şanslı olduğumu düşünüyor fakat okurken her kapıyı kendim çaldım. Ben fırsatları yakaladım ve bırakmadım. Gençken oluyor her şey sadece zaman kontrollerinizi iyi yapın ve isteyin. Emin olun zaferin tadı tüm yemeklerden daha güzel."

5) Bir firmanın CEO'su:
Trendleri takip ederek trend oluşturmak, teknolojiyi takip ederek uyarlamak, yeni neslin iletişim dilini benimseyip geleceğe yatırım yapmak; bunların hepsi daha bir çoğu görsel sanatları ön plana çıkaran yöntemler. Tüketicini dinlemezsen seni tercih etmezler. Senin onlara her kullandığın dil ile ürünlerin ile sloganların, reklamların ile özel olduğunu hissettirmen lazım. Geçmişi bilmek, okumak, geleceğe yön vermek, tasarlamak sadece birer kumar ama sadece hazırlığını iyi yapanların kazanacağı bir kumar."

    6) Üst düzey yönetici:
      Şirket seyahatlerimde  tercüman kullanmanın zorluğundan dolayı 35 yaşında İngilizce kursuna gitme kararı aldım ve o yaşlarda bunu yapmak bir hayli zor. Fakat sonuca odaklanınca başarıyorsunuz. Artık yurt dışı seyahatlerim daha eğlenceli olmaya başladı. Direkt iletişim kurmanın lüksü paha biçilemez. Şimdi herkese erkenden öğrenmeleri konusunda tavsiyede bulunuyorum. Dünya sadece bulunduğunuz yerden ibaret değil."

    7) Mucit aynı zamanda şirket sahibi birisi (Islak mendil mucidi diyerek ipucu vereyim) de şunları paylaştı:
       İhtiyaçlarımızdan yola çıkarak bir şey ürettik ve bunu dünyada yapan yoktu. Olmamasını avantaja dönüştürmek, dil bilmekten ve reklamdan anlamaktan geçiyordu. Ben dil biliyorum, evlatlarım da biliyor. Onlara talimatım ise dil bilmeyeni işe almamalarıdır. Elinizdeki telefonları bırakıp dış dünyayla ilgilenmelisiniz. O son teknolojiyle donatılmış süper hızlı cihazlar sizin zamanınızı da hızlı bitiriyor. Genç neslin çalışmasına ihtiyacımız var."

Bu serinin devamını getirmeye çalışacağım eğer sizin de böyle hikayeleriniz varsa yorum kısmında bizimle paylaşın, iletişimin gerçek yaşama yansımalarını beraber görelim.

Büşra SARIALAN
Büşra SARIALAN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder