TÜKETİM TOPLUMU TAPINAĞI AVM


  Kapitalizmin küreselleşmesiyle beraber toplumların üretim biçimleri, yaşam tarzları, geleneksel kültürleri, sınıf yapıları şekil değiştirmiştir. Kapitalizm öncesi geleneksel toplumların üretime dayalı yaşam biçimleri tüketim endeksli bir hal almış, üretimin asıl nedenini tüketmek haline getirmiştir. Tüketmek için tüketim, ideolojik olarak bireyleri beslemiştir.

  Sanayi devrimiyle kentlere yoğun bir göç hareketi başlamış, ortaya yeni bir sınıf doğmuştur. Bu sınıf, kapitalist sistem içerisinde fiziki kuvvetiyle varolmuş,üretim aşamasında emek gücünü kullanmıştır. Üretim biçimlerinin teknoloji ile eş zamanlı gelişmesi, kaba kuvvetin yanı sıra uzmanlaşmaya olanak sağlamıştır. Böylece yeni meslek grupları doğmuştur. Emek gücüyle varolan bu sınıfın, bir biçimde tüketime dahil olarak sistemin devamlılığına katkıda bulunmaları gerekmektedir. Bu katkının sağlanması için özellikle reklamlar kullanılmıştır. Üretimin fiziki kolunda olan işçi sınıfı, emeğinin karşılığını artık ürettikleri metayı satın almak için kullanmıştır. Böylece emeğe yabancılaşan işçi sınıfı varlığını sürdürmek, temel ihtiyaçlarını karşılamak için değil, ona sunulan arzu imgelerini kazanmak için çalışmaya devam etmiş ve tüketime bağımlı olmuştur.

  Kitlesel üretimin gelişmesi, talep fazlası malların üretilmesine neden olmuş; Amerika ve Avrupa’da ekonomik bir bunalıma ortaya çıkarmıştır.  Bu aşamada Freud’un bilgilerinden yararlanan Bernays, bireylerin bilinç altında yatan istekleri gün yüzüne çıkaran çalışmalara imza atmış; meta, fiziki bir faydadan çıkarak duygusal bir simge haline gelmiştir. Birey artık satın alma eylemini gerçekleştirmek için metanın fiziki faydasına değil, ona sunmuş olduğu duygusal simgeleri dikkate almıştır.

   İkinci Dünya Savaşı sonrasında toplumlar hızla değişmeye, liberal ekonomi ile tanışmaya başlamış ve ortaya geç kapitalist ülkeler çıkmıştır. Amerika ve Avrupa’nın aksine kapitalizm ile geç tanışan ülkelerde üretimden tüketime geçiş değil, doğrudan tüketim ideolojisi yaşam bulmuştur. 1950’ler itibari ile kitlesel bir tüketim dünyaya hakim olmuş, bu hakimiyet, kapitalizmin ideolojisi olarak onu sürekli inşa etmiştir. Bu tüketim ideolojisinin yaşam kaynağını popüler kültür ve moda oluşturmuştur. 
  
  
  Modern birey kendini farklılaştırmak, düşüncelerini, yaşam tarzını, mevcut sosyal sınıfını sergilemek için modayı kullanır. Moda, bireylerin kısa süreli yaşam tarzlarını yüksek bir hazza ulaştırır ve aynı hızla tüketir. Alışverişten eğlenceye, yeme-içme mekanlarına kadar modaya uygun olma sözlü bir kanundur. Modern birey, topluma ayak uydurmak, dışlanmamak, popüler olanı yakalamak için modanın uygun gördüğü ölçütlere ayak uydurmaktadır. Böylece tüketimin sürekliliği moda ve dolayısıyla popüler kültürle sürekli bir inşa halinde sonsuz bir döngü oluşturmuştur. Birey bu döngü içerisinde sahte hazlar yaşayıp tüketmektedir.


TÜKETİM KÜLTÜRÜNDE AVM ETKİSİ

  Kapitalizm sonrası modern kentlerin en önemli göstergelerinden biri alışveriş merkezleridir. Gösterişli yapısı ile gökdelenlerin etrafını çevrelediği bu mimari yapı tüketim kültürünün tapınağıdır. Bu yapıları incelediğimiz zaman içinde bulunduğu şehrin sosyo ekonomik yapısını,yeni yaşam biçimlerini şekillendirdiğini görebiliriz.

  Alışveriş merkezleri iç dekorasyon yapısıyla bir kent simülasyonu sergilemektedir. Bir sokağa özgü oturma alanları,mini oyun alanları,yer döşemeleri,sahte bitki örtüsü vb tasarımlarla bireye tanıdık bir mekan huzuru vermektedir. Panoptik gözetimin hakim olduğu bu mekanlar her kesimden insana kucak açar, bireylerin kapıdan içeri girdikleri an mevcut oldukları sosyal sınıfları silikleştirerek kısmi bir eşitlik sağlar. Birey artık onu bekleyen gösterişli vitrinler,ışıklar ve cezbedici kokularla baş başadır. Satın alması için yüzlerce ürün onu beklemekte ve kendisine en uygun ürünü bulmaya çalışarak saatlerini burada geçirmektedir. Çoğu zaman ise karar verememe sorunuyla karşılaşmaktadır. Bu noktada kendisine yardımda bulunmak için her daim güler yüzlü satış danışmanı bireyin yanı başında karar verme mekanizması için bir kurtarıcı görevi üstlenmektedir.



  Birey boş zamanını değerlendirmek,alışveriş yapmak,haftasonu film izlemek veya arkadaşlarıyla buluşmak için alışveriş merkezlerini durak olarak belirler. Bir simülasyon içerisinde kaybolan birey arzularını sürekli olarak gerçekleştirerek kendisine yeni arzular inşa etmektedir.
Alışveriş ve eğlence kavramının birleşmesiyle beraber global markaları içerisinde bulunduran bu simülasyon merkezi fiziki tasarımıyla bireyin satın alma dürtüsünü ortaya çıkarmaktadır. Mağazaların konumları bireyin eş zamanlı olarak farklı vitrinlere maruz kalmasına olanak sağlar.

  Alışveriş merkezlerinin bir diğer önemli yanı ise post-modern toplumlarda kamusal alan işlevi görmesidir. Grup etkinlikleri (arkadaş buluşmaları,sanatsal faaliyetler,mini konserler,sergiler) kapsamında bireylerin fikirleri bu mekanlarda dile getirilmekte,onlara söz hakkı verilmektedir. Aynı zamanda burada gerçekleşen eylemler toplumun ekonomik ve sosyal yapısını doğrudan etkilemektedir. Kısmi ekonomik eşitliğin yanı sıra her birey tekelinde özel ve önemli bir mevkide barındırılır. Burada amaç bireyin kendisini özel hissetmesini sağlayarak bu mekanları bağımlılık haline getirip tüketimin sürekliliğini sağlamasıdır. 
  
  Kapitalizmin gelişmesi ve bir ideoloji olarak varlığını sürdürmesinde alışveriş merkezlerinin büyük bir etkisi vardır.

Gül gençer
Gül gençer

Merhabalar lisansımı Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünde yaptım. Kişisel ilgim ve bölümüm gereği sosyal bilimlere olan ilgim mesleğime eleştirel bakmamı ve düşünmemi sağlıyor. Elimden geldiği kadar yazılarımda sağlıklı bir eleştiri yaparak yeni fikirler üretmek ve sizlerle karşılıklı değerlendirmek isterim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder